"Ah be güzel kardeşim" demekten ve kızıp söylenmekten başka bir şey yapamadığım bugun, gozlerimi biraz aralayabilince yazıp rahatlamak istedim.
Çok sevdigim dünya tatlısı, dunya iyisi, guzel ahlakli, onurlu, zeki, yardımsever arkadaşım bizi terketmeye karar vermiş...
Seçimlerine saygi duymaktan başka yapacak bir şey yok aslında...
Ne desem boş...
Gözlerim küçüldu aglamaktan ama Orkun'um olsun, Isko'm olsun, Erge'm olsun, Ali Ihsan'imiz olsun hepimizin kalpleri büyudü; en sık duyduğum laf "seni seviyorum" ve "seni çok seviyorum"du bugün. Içtendi bu sevmeler; soylenisiyle, tarziyla, uzak da olsak birbirimizin daima yanında olduğuyla, paylaşılan yaşanan güzel anılar ve daha çok sanaldan devam eden ama hiç kesilmeyen destekle... samimi ve gerçekti...
Bir eksiğiz artık Iskender'in dost kervanında...
Egom birilerini suçlamaya variyor ama biliyorum ki en büyuk suclu Umit Serdar Sahinboy. Bu kadar üzüntüye izin verip o bizi dünya mutlusu yapan varlığını geri cekmeyi secti diye geldiğimiz ışığa.
Tum sevgileri soylemenin zamanini zaten hep bildim ama belki de artık bizi uzen, bizi acıtan ve hatta bizi tedirgin eden her şeye de dur demenin zamani geldi... gelmeli de! Gelmeli ki acıdan hasta olmamalı, ölmemeliyiz, gelmeli ki hayatin değerli oldugunu anlamalıyız, gelmeli ki bizi yaralayan herkesi kendimiz gibi bilmekten vazgecip onlara kendileri gibi davranmalı ve biz hep bizi en çok sevenlerle, en eskilerimizle, bizi herseyimizle kabul edenlerle olmalıyiz.
Şimdi bir eksiğiz...
Bu şekilde olmamalıydı...
Bu şekilde değil...
Ama olduguna göre de, bu belki de mi olmalıydı?
Gercekten çok dağıldim arkadaslar. dusunemiyorum, gözlerim yanıyor, bu.. bu beni çok kizdırıyor...
Ah be guzel kardeşim...
Toplanip düğüne giderkenki rüzgar uçuşmalarimizla, guzel paylaşimlarımizla, sabahlara kadarki sohbetlerimizle, aptal saptal olaylari cozup insanlari baristirmak icin elmadağdaki isinden seni almalarimla, Serfar'lar karışıyor diye sana Boy adıni takmamın saçmalığıyla, yaran diyaloglarimizla, muzik muhabbetlerimizle, o guzel insanliğinla, vefanla, erdeminle ve o aydınlik yüzunle hatırlayacağım seni daima.
Evrenin tüm ışıkları seninle olsun.
O güzel insanliğin, o güzel dostluğun en guzel renklere dönüşüp sarsın seni boy'um...
Tekrar kavuşmak dileğiyle...
Hep samimiyete, aydınlığa, düşünüp sorgulamaya, güzellikleri keşfetmeye... çünkü sahtekarlarla oldum olası sıkıntı yaşarım ben.
31 Mart 2017 Cuma
28 Mart 2017 Salı
GÜNCE: Toz
Ne kadar fazla iyi olmayan sey
var şu hayatta diye başlayacaktım ama her şeyin bir anlamı, bir sebebi, bizi aşka, doğruya, gerçek sevgiye dair eğittiğinin farkına vardım..
Toz hariç!
Ölümü geçtim; o yaşamın bir parçası ama toz?
Hiç bir faydası olmayan, anlamsız bir şey.
Savaşları, yanlış insan seçimlerini, beklenip de gelmeyen sevdicekleri falan karıştırmayacağım çünkü bunlar da en nihayetinde ya sistemin ve yaşamın bir parçası ya bizi eğitmek için varlar ya da kişilerin karakterlerini tez zamanda anlayıp korunmamız için...
Ama toz neden var?
Hiç iyi değil.
Adaletsizlik, yalanlar, kandırmacalar da hiç iyi değil ama bir yerden sonra artık susmayarak karşı çıkabiliriz bunlara. Peki ya toz?
Toz iyi değil.
Uzun veya kısa vadede bir getirisi, bir öğretisi de yok tozun.
Sanıyorum toz kadar anlamsız hiç bir şey de yok hayatta..
Bunu bir düşünün istedim.
Sabah "10dk. içinde hazır ol" diye uyandırılıp az önce eve gelmiş olduğum bu sevimli günden ve güzel havadan hepinize iyi geceler dilerim.
Toz hariç!
Ölümü geçtim; o yaşamın bir parçası ama toz?
Hiç bir faydası olmayan, anlamsız bir şey.
Savaşları, yanlış insan seçimlerini, beklenip de gelmeyen sevdicekleri falan karıştırmayacağım çünkü bunlar da en nihayetinde ya sistemin ve yaşamın bir parçası ya bizi eğitmek için varlar ya da kişilerin karakterlerini tez zamanda anlayıp korunmamız için...
Ama toz neden var?
Hiç iyi değil.
Adaletsizlik, yalanlar, kandırmacalar da hiç iyi değil ama bir yerden sonra artık susmayarak karşı çıkabiliriz bunlara. Peki ya toz?
Toz iyi değil.
Uzun veya kısa vadede bir getirisi, bir öğretisi de yok tozun.
Sanıyorum toz kadar anlamsız hiç bir şey de yok hayatta..
Bunu bir düşünün istedim.
Sabah "10dk. içinde hazır ol" diye uyandırılıp az önce eve gelmiş olduğum bu sevimli günden ve güzel havadan hepinize iyi geceler dilerim.
Foto: Azurro, Iskele, Urla- Şeb
16 Mart 2017 Perşembe
GÜNCE: "Içtenlikle ve Sonsuza Dek" Hediye Ettiği Uyduruk Bir Yüzüğü Geri İsteyebilen Adamımsı
Hırsindandir o. Kendiyle barışamamasindan veya acizliğinden... O sebeple de bilemez karşisındakinin o yüzüge evlilik yüzüğü gibi, tek taş gibi, tam tur gibi gösterişen ve madden değil; manen dünyalar kadar değer verdiğini...
Ki konumuz bu değil.
Orta dünyada yaşamıyor ve ortak bilince çok da dahil olmuyorsak, büyü bizleri etkileyebilir mi? Bir yerlerden büyü bulmak; evinden, dolaplarindan, yatağının altindan ne kadar saçma değil mi? Kimse hakkında kötüluk düsünmeyen, kimseye beddua etmeyen, rol yapmadan düşündüklerini dürüstce soyleyebilen insan olabilmek neden bu kadar zorunuza gidiyor? Menfi çıkarlar mi? Maddi mi? Keyfi mi yoksa?
Garip bir sekilde annem, yasadigi evin her yanindan buyü buluyor... dedemin bakicisinca ondurulmamak icin yapilan buyuler... kalbi temiz insani etkilemez, bilirim de... ekmegini yedigin bir insanın yuzune gulüp arkasından hinlik cevirmeye calismak, o yokken onun agirina gidecek faturalara ve dedikodulara sebebiyet vermenin altinda yatan asil neden ne?
Insanoğlu gercekten beni hayrete düsürüyor ve pek coğu sınıfta kalıyor... sevgili Sümeyye'm demişti; "aile karması diye bir şey" var diye. Belki de bu yüzden bize yaklaşan herkesi kendimiz gibi bilip kandırılıyoruz ve hatta tabir-i caizse; ayakta zkiliyoruz.
Bunu engellemek icin sayıca az güzel insanları da görmezden gelmek çok saygısız geliyor bana. O yüzden samimice konuşup uzak tutmak en faydalısı. Daha da yalanlarına, ikiyuzluluklerine, sahtekarlıklarına devam ederlerse onlara onların yöntemiyle ama düsturunu bozmadan karşılik vermek belki de... Savcılığa gitmek mesela tacize karşı, işten çıkarmak mesela art niyet ve büyüye karşı... Çok bulaşmadan... Devrederek... Ne de olsa eden daima bulur, ne de olsa evrenin işaretlerini görmek istemeyen daima belasını bulur.
İnsanlar ne zaman bu kadar ikiyüzlu ne zaman bu kadar maddiyatçı oldular anlayamamakla birlikte sayılarının bu ülkede gittikçe artması içler acısı. Yapacak tek şey de zannımca bu sanal kimselerden mümkün olduğunca uzak durup, erdemlerimizle yaşamımızı sürdürmeye devam etmek...
Geçen sevgili Handan ve Serbülent Karuv çiftiyle 80'ler, 90'lar yapmıştık... yine andik bu guzel insanlarla geçmişteki erdemleri... insanlar daha mı cesur daha mi dürüsttü o zaman? Belki aynı boklardı ama sosyal medya diye bir şey yoktu diye düşünsek de, sonuç şu oldu: sistem, para ve çıkar, kişiliği zayif insanlari esir aldı.
Eskiden var mıydı "seni gormeyi çok istiyorum" diyen bi kişinin 20 gün görüsmeyi birak arayip yazmaması? Var mıydi "hastayım ve sadece sana, sevgine kokuna ihtiyacım var" diyen birinin umursanmaması? Var miydı bu kadar cok sana ayri, ona ayri, cevreye ayri, eve ayrı oynayan insan? Var mıydı akla gelmez yalanlarla sevgi kazanmaya çalışan acizler? Var mıydı evine gelip ekmeğini yedigi, sòzde dost göründuğü kişilerin arkasından onursuzca ve sapıkça entrikalar çevirenler? Yoktu la; yoktu! Alem göt oldu!
Bu sebeple dikkatli olun. Cevrenize alacağınız kimseleri gerekirse test edin. Sonraki hüsran insanı kanser bile yapıyor icabında; kendiniz gibi bilmeyin herkesi, aman diyim!
Neyse, 80'ler güzeldi...
Foto: 80'ler stayla -ŞeB
Ki konumuz bu değil.
Orta dünyada yaşamıyor ve ortak bilince çok da dahil olmuyorsak, büyü bizleri etkileyebilir mi? Bir yerlerden büyü bulmak; evinden, dolaplarindan, yatağının altindan ne kadar saçma değil mi? Kimse hakkında kötüluk düsünmeyen, kimseye beddua etmeyen, rol yapmadan düşündüklerini dürüstce soyleyebilen insan olabilmek neden bu kadar zorunuza gidiyor? Menfi çıkarlar mi? Maddi mi? Keyfi mi yoksa?
Garip bir sekilde annem, yasadigi evin her yanindan buyü buluyor... dedemin bakicisinca ondurulmamak icin yapilan buyuler... kalbi temiz insani etkilemez, bilirim de... ekmegini yedigin bir insanın yuzune gulüp arkasından hinlik cevirmeye calismak, o yokken onun agirina gidecek faturalara ve dedikodulara sebebiyet vermenin altinda yatan asil neden ne?
Insanoğlu gercekten beni hayrete düsürüyor ve pek coğu sınıfta kalıyor... sevgili Sümeyye'm demişti; "aile karması diye bir şey" var diye. Belki de bu yüzden bize yaklaşan herkesi kendimiz gibi bilip kandırılıyoruz ve hatta tabir-i caizse; ayakta zkiliyoruz.
Bunu engellemek icin sayıca az güzel insanları da görmezden gelmek çok saygısız geliyor bana. O yüzden samimice konuşup uzak tutmak en faydalısı. Daha da yalanlarına, ikiyuzluluklerine, sahtekarlıklarına devam ederlerse onlara onların yöntemiyle ama düsturunu bozmadan karşılik vermek belki de... Savcılığa gitmek mesela tacize karşı, işten çıkarmak mesela art niyet ve büyüye karşı... Çok bulaşmadan... Devrederek... Ne de olsa eden daima bulur, ne de olsa evrenin işaretlerini görmek istemeyen daima belasını bulur.
İnsanlar ne zaman bu kadar ikiyüzlu ne zaman bu kadar maddiyatçı oldular anlayamamakla birlikte sayılarının bu ülkede gittikçe artması içler acısı. Yapacak tek şey de zannımca bu sanal kimselerden mümkün olduğunca uzak durup, erdemlerimizle yaşamımızı sürdürmeye devam etmek...
Geçen sevgili Handan ve Serbülent Karuv çiftiyle 80'ler, 90'lar yapmıştık... yine andik bu guzel insanlarla geçmişteki erdemleri... insanlar daha mı cesur daha mi dürüsttü o zaman? Belki aynı boklardı ama sosyal medya diye bir şey yoktu diye düşünsek de, sonuç şu oldu: sistem, para ve çıkar, kişiliği zayif insanlari esir aldı.
Eskiden var mıydı "seni gormeyi çok istiyorum" diyen bi kişinin 20 gün görüsmeyi birak arayip yazmaması? Var mıydi "hastayım ve sadece sana, sevgine kokuna ihtiyacım var" diyen birinin umursanmaması? Var miydı bu kadar cok sana ayri, ona ayri, cevreye ayri, eve ayrı oynayan insan? Var mıydı akla gelmez yalanlarla sevgi kazanmaya çalışan acizler? Var mıydı evine gelip ekmeğini yedigi, sòzde dost göründuğü kişilerin arkasından onursuzca ve sapıkça entrikalar çevirenler? Yoktu la; yoktu! Alem göt oldu!
Bu sebeple dikkatli olun. Cevrenize alacağınız kimseleri gerekirse test edin. Sonraki hüsran insanı kanser bile yapıyor icabında; kendiniz gibi bilmeyin herkesi, aman diyim!
Neyse, 80'ler güzeldi...
6 Mart 2017 Pazartesi
GÜNCE: Güzel insanlar ve Vefa Üzerine (güncel)
Bugünkü yürüyüşümün 20 dakikasında sevgili İnan Ordukaya North Carolina'dan telefonla eşlik etti bana... Garipti evet, Ara sıra haberleşsek de, 1995'ten beri görmediğim (sanıyorum bir de 1997'de Tunalı Hilmi'de görüp kalplerimiz bi' güp güp atmıştı, o kadar.) bir kişinin, 1995'ten beri sesini de duymamıştım.
Konuşmamızın özetinde anlıyorum ki, vefa diye bir şey var. Seni çok eskilerden tanıyan insanlar da zaten seni sen olduğun için kabul edip, seven insanlar. 'Siz ne iş yapıyorsunuz?' tarzında muhabbete başlayan insanlar oldum olası sorunlu, 'sistem insanı' ve yapmacık gelmiştir zira bana.
Eski arkadaşlardan konuştuk, hayatın bizi getirdiği yerlerden... nitekim en son fiziksel görüşmemizde İnan, sanıyorum Maltepe Yükseliş yakınlarındaki Anzer pastanesi'nde tokat atmıştı bana, ben de ona tekme... ve hırsımdan akşamına deli gibi ders çalışıp, Tarih sınavından 100 çekmiştim :)
Ne güzel kıskançlıklarmış onlar... şimdi insanlar birbirlerine kendini kanıtlama derdinde; kıskançlıkları sevdiği kişileri kaybetmek üzerine değil artık; o benden pahalı çanta takmış, o benden güzel makyaj yapmış veya o benden daha çok para kazanıyor şeklinde... yani kıskançlıklar bile sahte; öyle ki kalbinde acı hissedip elini veya ayağını kaldırmaya değmiyor...
Yaşımız ilerledikçe çoğu kişi, 'ortam adamı' oluyor; ne bileyim, para için haz etmediği kişilere yalaklanmak durumunda kalıyor mesela... veya motorize görünmeyi gösterişten, hava atmaktan sayıyor, veya arkanızdan konuşup yüzünüze gülebiliyor veya yan komşunun tecavüzcüsüyle 'bana bi' şey yapmadı; hem menfaatim de var; belki mekanıma gelir para harcar ve müşteri getirip bana fayda sağlar' gerekçesiyle abim çekiyor... iyi haber, böyle olmayan; erdemini, düsturunu yitirmeyen insanlar da var; az da olsa var.
İnan da onlardan biri...
Bana tokat attıktan sonraki 10 yıl boyunca benden özür dileyebilen, adam öldürdüğünde gidip teslim olabilen, arkasından konuştuğunun yüzüne gülmeyip, söyleyebilen, menfaat için kimseye eyvallahı olmamış bir adam... erdemli bir adam...
Dilerim ki hayatınızda böyle insanlar olsun; eğer ki siz de bu erdeme, bu onura ve bu doğallığa; bu samimiyete sahipseniz tabi ki... ve hayatınızın bundan sonraki kısmında, size dahil olacak kişiler de sizin gibi olsun!
Herkese iyi haftalar dilerim.
Yaşam gerçekten muazzam ve verilmiş her sevgi; her değer, şeref ve erdem sahibi kişilere verilmişse, size illa ki geri döner.
Konuşmamızın özetinde anlıyorum ki, vefa diye bir şey var. Seni çok eskilerden tanıyan insanlar da zaten seni sen olduğun için kabul edip, seven insanlar. 'Siz ne iş yapıyorsunuz?' tarzında muhabbete başlayan insanlar oldum olası sorunlu, 'sistem insanı' ve yapmacık gelmiştir zira bana.
Eski arkadaşlardan konuştuk, hayatın bizi getirdiği yerlerden... nitekim en son fiziksel görüşmemizde İnan, sanıyorum Maltepe Yükseliş yakınlarındaki Anzer pastanesi'nde tokat atmıştı bana, ben de ona tekme... ve hırsımdan akşamına deli gibi ders çalışıp, Tarih sınavından 100 çekmiştim :)
Ne güzel kıskançlıklarmış onlar... şimdi insanlar birbirlerine kendini kanıtlama derdinde; kıskançlıkları sevdiği kişileri kaybetmek üzerine değil artık; o benden pahalı çanta takmış, o benden güzel makyaj yapmış veya o benden daha çok para kazanıyor şeklinde... yani kıskançlıklar bile sahte; öyle ki kalbinde acı hissedip elini veya ayağını kaldırmaya değmiyor...
Yaşımız ilerledikçe çoğu kişi, 'ortam adamı' oluyor; ne bileyim, para için haz etmediği kişilere yalaklanmak durumunda kalıyor mesela... veya motorize görünmeyi gösterişten, hava atmaktan sayıyor, veya arkanızdan konuşup yüzünüze gülebiliyor veya yan komşunun tecavüzcüsüyle 'bana bi' şey yapmadı; hem menfaatim de var; belki mekanıma gelir para harcar ve müşteri getirip bana fayda sağlar' gerekçesiyle abim çekiyor... iyi haber, böyle olmayan; erdemini, düsturunu yitirmeyen insanlar da var; az da olsa var.
İnan da onlardan biri...
Bana tokat attıktan sonraki 10 yıl boyunca benden özür dileyebilen, adam öldürdüğünde gidip teslim olabilen, arkasından konuştuğunun yüzüne gülmeyip, söyleyebilen, menfaat için kimseye eyvallahı olmamış bir adam... erdemli bir adam...
Dilerim ki hayatınızda böyle insanlar olsun; eğer ki siz de bu erdeme, bu onura ve bu doğallığa; bu samimiyete sahipseniz tabi ki... ve hayatınızın bundan sonraki kısmında, size dahil olacak kişiler de sizin gibi olsun!
Herkese iyi haftalar dilerim.
Yaşam gerçekten muazzam ve verilmiş her sevgi; her değer, şeref ve erdem sahibi kişilere verilmişse, size illa ki geri döner.
foto: Maltepe Yükseliş yıkıldığında alıp barındırdığım tabela -ŞeB
2 Mart 2017 Perşembe
GÜNCE: Ben Uyarısı (Kasım 2016)
Gözlerimi ve çarpık köpek disimi beğendiğim kadar samimiyetimi ve dobralığımı da beğenirim. Dobralığın ve eleştirinin sorgulayan, zeki ve kendiyle barışık insanlara fayda sağladığı kanaatindeyim.
Kendinizle barışmak, aynaya bakmak, kendinizi sorgulamak size zul geliyorsa ve zeki olmak için çaba harcamıyorsanız ne dostlugum, ne arkadaşlığım ne de sanrılarınızı onaylatma kulisleriniz faydalı olur.
Elestirilere de sonuna kadar açığım.
Hep daha iyiye daha olguna daha zekiye varmaktır hedefim sevdiklerimle birlikte.
Sevdikleriminse pek çoğunluğu beni 6 yasimdan beri tanıyan insanlardan oluşmakta...
Yani dusunuyorum da, aciksozlulugumde mi bir sikinti var diye... hayir, sen yeteri kadar zeki, açik ve samimi degilsindir; beni seven 800 kişinin hepsi birden yanılıyor olamaz yaw
Kendinizle barışmak, aynaya bakmak, kendinizi sorgulamak size zul geliyorsa ve zeki olmak için çaba harcamıyorsanız ne dostlugum, ne arkadaşlığım ne de sanrılarınızı onaylatma kulisleriniz faydalı olur.
Elestirilere de sonuna kadar açığım.
Hep daha iyiye daha olguna daha zekiye varmaktır hedefim sevdiklerimle birlikte.
Sevdikleriminse pek çoğunluğu beni 6 yasimdan beri tanıyan insanlardan oluşmakta...
Yani dusunuyorum da, aciksozlulugumde mi bir sikinti var diye... hayir, sen yeteri kadar zeki, açik ve samimi degilsindir; beni seven 800 kişinin hepsi birden yanılıyor olamaz yaw
Foto: Çilekler ve kelebekler- ŞeB
GÜNCE: Kandırık (Kasım 2016)
Her zaman söylerim;
Eğer birisi sürekli kendine yakıştırdığı iyi sıfatları söylüyor ve kendini savunmak için bile sürekli bu belirli sıfatları kullanıyorsa, o konuda çok buyuk içsel sıkıntıları ve tereddütleri vardır.
Gözlemlerseniz;
'Ben çok dürüstüm' deyip duranın yalancı,
'Ben çok adilim' deyip duranın çıkarcı,
'Ben çok iyiyim' deyip duranın içten pazarlıklı,
'Ben çok sadığım' deyip duranın yavşak olduğunu zamanla görürsünüz.
O yüzden kendimize teşbihler yakıştırmak yerine bırakalım, çevremiz takdir etsin bence.
Eğer birisi sürekli kendine yakıştırdığı iyi sıfatları söylüyor ve kendini savunmak için bile sürekli bu belirli sıfatları kullanıyorsa, o konuda çok buyuk içsel sıkıntıları ve tereddütleri vardır.
Gözlemlerseniz;
'Ben çok dürüstüm' deyip duranın yalancı,
'Ben çok adilim' deyip duranın çıkarcı,
'Ben çok iyiyim' deyip duranın içten pazarlıklı,
'Ben çok sadığım' deyip duranın yavşak olduğunu zamanla görürsünüz.
O yüzden kendimize teşbihler yakıştırmak yerine bırakalım, çevremiz takdir etsin bence.
Foto: Lila Sokak, Urla- ŞeB
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





