4 Aralık 2018 Salı

GÜNCE: Para ve Hava Derdindeki Boş Kadınlar

Kadınları düşünüyorum bugün… Her gün tacize uğrayan, güç gösterilerine maruz kalan kadınları da anıyorum tabi ki ama kadınları değiştirerek bir yere varamadığımız bir konu bu; kadının yanlışı yok çünkü bu konuda.
Kadınların yanlışına giriyorum bugün: marka, moda, alışveriş ve gösteriş çılgınlığı. Bi de şu abartılı makyajlarınız; olum erkekler makyaj bile yapmıyo lan; yazık değil mi size? Bu marka ve alışveriş hastalığı ne yazık ki bazı aptal erkeklere de sıçramış durumda ama... bir git araştır; çoğu yüzeysel yaşayan tipler ama! Polo'dan bi gömlerk alıp klon gibi geziyolar ortada...
Kadınların bazıları da öyle bir yere gelmiş ki, hayatları ya çok boş geçmiş ya en yakınlarından bile sakladıkları özellikle kendilerinden sakladıkları kötü anıları var herhalde ki güvenleri sıfır; kendilerine baktırmak, dikkat çekmek için saçmalıktan saçmalığa koşuyorlar…
Şimdi burada herkesin kendini sevmesi, kendisiyle barışık olması mühim:
Sen zaten kendini olduğun gibi sever ve kendine güvenirsen;
iyi insansan mesela; yüze gülüp arkadan konuşmuyorsan mesela, kin, hırs, kıskançlık ve kompleks içinde değilsen zaten ister istemez kendince bir tarzın oluşur 30’unu da aşmışsan hele; öyle değil mi; yıllanmış arkadaşların, eskimeyen ve değişmeyen düsturların olsa gerek senin artık yaşın itibarıyla. Netsindir her konuda, seni böyle bilirler. Paylaşımların, dostların, hayat görüşün ve geçmişin de tarzını oluşturur;
Kalkıp bugün çuval moda diye çuval giyip, ertesi gün nevresim moda diye nevresimle dolaşmazsın. Moda diye marka diye dünyanın parasını verip 200’üncü montunu veya kazağını veya ayakkabını göstermek için zibilyon tane foto çekip sosyal medyada paylaşmazsın.
Veya paylaşırsın… ama sen onu paylaşınca kafası biraz olsun çalışan insanlar ne düşünür biliyor musun? Gerçekte ne kadar mutsuz olduğunu ve bunu herkeslerden saklayacak kadar kendine küsmüş, kendiyle barışık olmayan bir insan olduğunu... Erkeklerin çoğu da aptal, arızalı ve kolay lokma bir kadın olduğunu düşünür. Her sene modaya göre tarzı değişenin kişiliği de yoktur çünkü. (Burda bana kızmayın, bu erkek beyanıdır)
Şimdi biz kadınlar, kabul etmemiz gereken bir gerçek var, evet:
Mesela ben asla çok güzel, çok zayıf, upuzun, sülün gibi, manken gibi bir kadın değilim. Uyandığım andan itibaren kendimi tanıyamayacak kadar makyaj küpüne boyansam da, dünyanın en pahalı, en moda şeylerini giyip ‘beni görsünler, param var’ modunda kendimi olur olmaz sergileyip sahte gülümsemeler atsam da, botokslardan çıkıp çıkıp ‘ayy canım bende hiç estetik yooook’ desem de, cildimdeki lekeleri sildirip bir tane bile izim, benim olmadan gezsem de (bu arada, insanın izi-beni bulunmaması hele ki 30 yaşını aşmış bir insanda; hayatın olağan akışına aykırıdır, kimse yaptırıp yaptırıp yaptırmıyorum demesin hahahah), hayvan gibi pahalı ama lezzetsiz (evet, Izmir’de böyle ne yazık ki –Adres Balık dışında!!- )mekanlara gidip, ‘dostlarla bir gece’ dedikten sonra dostlar yerine gittiğim mekanları taglesem de, güzel kadınları sırf güzeller diye kıskanıp kötülemeye çalışsam da, hatta akıl almaz iftiralar atsam da, yani götümü de yırtsam, ben buyum arkadaş. Bu teşebbüsler beni kendimden nefret ettirtmekten öteye geçemez.
Ben buyum: 60 kilo (ha veririm), küçük göğüslü (ha silikon yaptırırım), izli-benli (ha sildiririm), kırışıklı, selülitli (ha iğne, lazer ve bıçak altına yatarım) burnumu estetik bile yaptırsam ee, nereye kadar? busun işte be! Busun! Ağzın bu, yüzün bu, gözün bu; ne kadar değiştirebilirsin ki kendini? Bu kendinden nefret ne? Veya senden daha güzel olanı çekememek ne? Bu kıskançlık niye? Başkasına benzeme hastalığının asıl içinizde yatan sebebi ne? Yaşamaktan ve yaşlanmaktan bu kadar korkmak ne? Neden bu kadar nefret ediyorsunuz kendinizden? Önce kendinize dürüst olun, kendinizle barışın.
Oysa inanmazsınız; sizi güzel ve çekici yapan:
Ne giydiğiniz değil; nasıl taşıdığınızdır. Dünyanın en havalı ve en pahalı şeyi de olsa, bedeninize gitmeyecek pek çok şey var ya, üzgünüm.
Kusurlarınızı nasıl sakladığınız değil, nasıl kendinizle barışık olduğunuzdur.
Pratik ve zeki olduğunuzdan, kendi tarzınızdan utanmazsınız; sizden utananlarsa kendi içlerinde güzelliğin aslında pahalı şeyler giymekten geçmediğini bilen ama içleri ve çevreleri çirkin olduğundan ellerinden ötesi gelemeyen, hayatlarındaki her şeyleri yüzeysel olan, normlara uyan, uymayanı anında yaftalayan eziklerdir.
Şalvarla gezin varın; ben şalvarımı düğünde giyinmiyorsam siz de spora 105 kat fondöten ve şıkır şıkır takılarla gitmeyin mesela. Kime neyi kanıtlama çabası bu anlamıyorum ki? Kim ne yaptı size? Neden bu kadar mutsuzsunuz?
Ne yaparsanız yapın aşık atamayacağınız bok da atsanız prim yapamayacağınız, kişiler vardır mesela. Mesela benim yengem 30 yaşından beri makyajsızken bile havalıdır, bi güveni, bi asaleti, bi boyu posu vardır, bi duruşu, bi kendini ifade edişi, bi kendiyle dalga geçişi vardır mesela, ben ilk kendisiyle dalga geçerken gönül gözümle bakmıştım ona, ne kadar önemli bir meziyettir kendinle dalga geçebilmek, utanmadan bunu herkese anlatabilmek, siz bilemezsiniz böyle şeyleri. Amannn, kim neder... kimse duymasın... hala öyle kendisi.. 70'lerinde olsa gerek. Dünyanın en güzel kadını mı? Hayır, sadece ÖZGÜN ve ÖZGÜR bir kadın.
Bir kadının bir bakışı vardır, dünyanın en güzel kadını gelsin o bakışa sahip olamaz.
Bir kadının bir sofrası vardır, dünyanın en güzel kadını gelsin o sofrayı kuramaz.
Bir kadının bir dinleyişi, bir paylaşımı, bir dostluğu vardır, dünyanın en güzel kadını anca ‘yüzeysel’ kalır yanında.
Bir kadının bir zekası vardır; dünyanın en güzel kadını aptal kalır yanında.
Bir kadının bir delirmesi vardır, dünyanın en güzel kadını anca dedikodusunu yapar.
Bir kadının bir içmesi vardır, dünyanın en güzel kadını anca fırsat bilip karalamaya çalışır; yersen.
Bir kadının bir zerafeti, asaleti, çoook önceden edinmiş olduğu kültürü ve olduğu gibiliği vardır, dünyanın en güzel kadını küplere de bürünse, hasetinden laf da çıkarsa, dünyanın en pahalı şeyini de giyip taksa, o kadının o makyajsız duruşuna ve aseletine erişemez.
Bunları yazıyor olmak bile utanç verici aslında… kadın kadının kurdudur diye boşuna dememişler… neden anlamazsınız şunu yıllardır, yüzyıllardır gerçekten bilemiyorum… sonra ‘kız gibi’ lafını çıkarıyo erkekler. O bize değil; sizin gibilere işte… Yüz karalarımızsınız ve iflah olmuyorsunuz yüz yıllardır.
Bi de bu kadar rüküş görünmek için harcanan para, kendi alın teri paranız değil… merak ediyorum kocalarınız asgari ücretle çalışıyor olsa yine evlenecek miydiniz onlarla? Hani o mıçmıç gözümüze soktuğunuz dünyanın en güzel aşklarınız var ya… acınası gerçekten…
Şurada önemli olanın paranın, gösterişin, markanın değil dostluğun, fedakarlığın, iyi niyetin ve sevginin olduğunu hiçbir şapşala anlatamadım, size de anlatamam sanırım ya neyse, konu özgüven.
Ben güzel bir insanım mesela. Benim insanlığım güzeldir fiziğimden ziyade; anlarım, anlatırım, düşünürüm, kendimle çelişirim, kendimi sorgularım, kendimi yakın gördüğüm herkese anlatırım, hatalarımı paylaşırım, dostumdur, güven veririm ve güvenirim. Komiğimdir, zekiyimdir, çok okurumdur, oyumdur, buyumdur ama en önemlisi dürüstümdür. Her şeyden önce, kendime dürüstümdür. (Çok da konuşurumdur) hehe..
Dünyanın en güzel kadını gelse, ‘ne güzel kadın’ derim, onunla yarışa girmem. Markalarla gezip gözlere sokup kendimin bir şey olduğunu göstermek için yırtınmam; çünkü ben zaten bir şeyimdir. Hatta çok şeyimdir. Bunu bilirim. O dünyanın en güzel kadınının da başka meziyetleri vardır muhakkak; herkes birbiri gibi olacak değil ya; düşünsene herkeste Beymen çanta, herkeste Lancome kapatıcı üstüne Mac fondöten üstüne Estee pudra.. klon askerleri gibi... (şimdi Star Wars'tan da anlamayacağınız için siz...) ahahhahaha hasta mısınız olum?
Şu facebukta bile, dünyanın en güzel kadını olmayan ama kendine has, hepsi ayrı güzel, hepsi ayrı çekici bir sürü arkadaşım var. İyi ki varlar. Bazısı kilolu, bazısı yamuk burunlu (olay o burnun doğal çekiciliği zaten), bazısı sıska-makyajsız, bazısı uzun ama bildiğiniz çatlak, bazısı kısa ama dobra. Hepsinin de kendine has tarzı var. Onları çekici kılan şey bu zaten. Bu tarzları da daha yıllar öncesinden oluşmuştu zaten. Olması gereken de budur. Görünce derim bu şunun tarzıdır diye ve gerçekten hepsi de karşılaştıkları her erkeği etkileyebilecek kadar güzeller.
Oysa sanırım sizin için tarz demek moda ve marka demek. 10TL’ye satılan yüzüne bakmadığınız Anadolu basmasını 2 sene önce Prada çıkardı ya; çoğunuz aldınız 1000TL’ye. Bunu neden yapıyorsunuz? Yani hadi kendinizi sevmiyorsunuz, komplekslisiniz, paraya, güce, sahte salak şeylere tapıyosunuz anladım da, ben Beymen çantalarınızdan, Skechers ayakkabılarınızdan, 202 Lancome rujlarınızdan sizi nasıl ayırt edicem? Etmem, umrumda da değil. Ama yanlış bir şeyler görüp de susmamak umrumda. O yüzden yazdım. Ben yazayım da, kızgınlığımı kusup rahat uyuyayım; gerisini iplemem.
Ama siz bi özeleştiri yapsanıza, bi aynaya baksanıza?
Hah, şimdi 2-3 makyaj çıkarıcıyı kullandıktan sonra ve pazar pijamalarınızla (kimse görmüyor ya) tekrar bakın kendinize bi aynada. 30’unu geçmiş kadınlarsınız. Bunu neden yapıyorsunuz kendinize ya?
Yardımcı olabileceğim bir şey var mı?
Hayır susmiycam; susmak dışında yapabileceğim bir şey var mı?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder