Handuk’umun tavsiyesine uyarak bu yazımda isim vermeyeceğim. Acısıyla, tatlısıyla çok eskilerden süregelen ve yenice tanıdığım kişiler sayesinde hayatımı öyle dolu dolu yaşadım ki, çok değerli, çok önemli, çok sevdiğim birilerini unutuveriyor beynim muhakkak.
4 yaşımdan itibaren şu ana kadar hayatıma giren, bana değer katan tüm sevgili dostlara (ve tüm sevgisiz pisliklere de hatta) bana kattıkları, beni aydınlattıkları ve beni ben yaptıkları için teşekkür ederek yazıma başlıyorum:
4 yaşımdan itibaren şu ana kadar hayatıma giren, bana değer katan tüm sevgili dostlara (ve tüm sevgisiz pisliklere de hatta) bana kattıkları, beni aydınlattıkları ve beni ben yaptıkları için teşekkür ederek yazıma başlıyorum:
Sokakta oynamalı, dürüstçe fikir paylaşmalı ve varlık içinde nefis bir çocukluk yaşadım. Bir tek babamın sevgisi yoktu hissedebildiğim ama annem fazlasıyla bunu kapatıyordu. Üstelik kadim dostlarımı daha bu yaşta tanıdım, e mutlu bana.
Ergenliğimde bir ton saçmalık ve rezalet yaşasam da (yaşam sürecinin en sıkıntılı çağı değil mi zaten şu aptal ergenlik) yine halen görüştüğüm harika insanlar tanıdım Yükseliş’te. Bize güzel bir eğitim ve öğretim verdi bence Maltepe Yükseliş Koleji. Tabi ilk ve daimi aşkım Erdek’i de pas geçmemek gerek. Dünya güzeli insanlarımın yarısını da orada tanıdım.
Gençliğimde de, okuldan, Erdek’ten ve aileden aldığım düsturlara aynen devam ettiğimden farklı bir Bilkent’li oldum. Kendim gibi farklı Bilkentli’lerle tanıştım; bunlar sayıca 10’u geçmezler belki ama halen bana mutluluk veren, uzak da olsa yanımda olan insanlar. Bu dönemde kötülük iyiliğe maraz verir hesabı; yolum Bina’ya düştü ve orada da şahane insanlar tanıdım. Ondan önce burada adını anmadan geçmem mümkün değil; bir de beni en çok ben yapan muazzam insan Küçük İskender var tabi ki... ve sayesinde tanıdıklarım...
Ergenliğimde bir ton saçmalık ve rezalet yaşasam da (yaşam sürecinin en sıkıntılı çağı değil mi zaten şu aptal ergenlik) yine halen görüştüğüm harika insanlar tanıdım Yükseliş’te. Bize güzel bir eğitim ve öğretim verdi bence Maltepe Yükseliş Koleji. Tabi ilk ve daimi aşkım Erdek’i de pas geçmemek gerek. Dünya güzeli insanlarımın yarısını da orada tanıdım.
Gençliğimde de, okuldan, Erdek’ten ve aileden aldığım düsturlara aynen devam ettiğimden farklı bir Bilkent’li oldum. Kendim gibi farklı Bilkentli’lerle tanıştım; bunlar sayıca 10’u geçmezler belki ama halen bana mutluluk veren, uzak da olsa yanımda olan insanlar. Bu dönemde kötülük iyiliğe maraz verir hesabı; yolum Bina’ya düştü ve orada da şahane insanlar tanıdım. Ondan önce burada adını anmadan geçmem mümkün değil; bir de beni en çok ben yapan muazzam insan Küçük İskender var tabi ki... ve sayesinde tanıdıklarım...
Çekinmeden söyleyebilirim ki bu yazdığımı okuyabilen tüm insanlarım; sizler olmasaydınız ben de ben olmazdım!
Daha sonraları, dostlarımın dostları dostum oldu, ne güzel de oldu. Her anımda yanımda olacaklarını bildiğim enfes insanlar kattı hayatıma bu.
Olgunluk dönemimde çok fazla kazık yedim (keriz ben; herkesi Erdek’te ve Ankara’da tanıdıklarım gibi sandım. Kötü bir insan en fazla Ankara’daki ve Erdek’tekiler kadar kötü olabilirdi en nihayetinde insandık çünkü… Oysa bu şehir, benim kötü insan algımı genişletti ve boş insan algımı açtı) ve çocukluğumdan beri muazzam bir hayat yaşamış olduğumu fark ederek insanlar bu kadar kötü, bu kadar çirkin, bu kadar yalancı, aptal ve boş olmasına anlam veremedim. Ama bunları da İzmir’de tanıdığım 3-5 güzel insan sayesinde minimum zarar ile atlattım; onlar da iyi ki varlar.
Hayatım acısıyla tatlısıyla gerçekten çok dolu dolu, yer yer çok saçma, yer yer çok eğlenceli ve yer yer çok acılı; kabus gibi geçti; herkesin hayatı gibi demek isterim ama yaşadıkça anlıyorum ki benim eğlence, saçmalık, eğitim, okuma ve tecrübe kısmım biraz fazlaydı. Acılarım da kendimce öyle ama bana hastı…
Unutamadığım şu ki:
Ben...
23 yaşındayken…
Alakasızca bir kişiye çekiliverdim.
Ruhuma aktı.
Sesi, tipi, teni, verdiği huzur, düşünce biçimi, algılayışı, beni tamamlayışı, beni kaldırabilmesi beni kendisine hayran bıraktı. Yok mok desem de gittim evlendim o adamla. Başta 'Bu deli manyağın neyine' dedim evlenmek? 'Yaparız' dedi, hakikaten de yaptık!
Inanır mısınız çok da güzel oldu; belki de evlendiğinden beri hiçbir şeyini saklamayan, asla hareketlerini, düşüncelerini, konuşmasını, arkadaşlarını, çevresini değiştirmeyen, GERÇEKTEN olduğu gibi sevilen ve gerçekten çok sevilen çok az insandan biriyim şu hayattaki. Gerçek zenginlik, gerçek varlık bu işte!
23 yaşındayken…
Alakasızca bir kişiye çekiliverdim.
Ruhuma aktı.
Sesi, tipi, teni, verdiği huzur, düşünce biçimi, algılayışı, beni tamamlayışı, beni kaldırabilmesi beni kendisine hayran bıraktı. Yok mok desem de gittim evlendim o adamla. Başta 'Bu deli manyağın neyine' dedim evlenmek? 'Yaparız' dedi, hakikaten de yaptık!
Inanır mısınız çok da güzel oldu; belki de evlendiğinden beri hiçbir şeyini saklamayan, asla hareketlerini, düşüncelerini, konuşmasını, arkadaşlarını, çevresini değiştirmeyen, GERÇEKTEN olduğu gibi sevilen ve gerçekten çok sevilen çok az insandan biriyim şu hayattaki. Gerçek zenginlik, gerçek varlık bu işte!
İlk 2-3 senemizi hayvanlar gibi gezip eğlenerek, birbirimizi daha iyi tanıyarak ve tartışarak yer yer deliler gibi kavga ederek, evi çanağı kırıp yıkarak geçirdik. Gerçekten harika yıllardı; şu an kahkahalarla ve birbirimize daha da kenetlenerek hatırlıyoruz bunları... O dönem olurlarımızı olmazlarımızı gördük.
Sonra bir şeyler oluverdi...
Mesela dünya tatlısı 2 oğlumuz oldu.
Sonra bir şeyler oluverdi...
Mesela dünya tatlısı 2 oğlumuz oldu.
Bu güzel adam, dünyanın en mükemmel kocası olmak yetmiyormuş gibi kalktı bi de dünyanın en mükemmel babası oldu, iyi mi?
Bugün onun doğumgünü…
Bu yüzden onsuz ve onunla olan hayatımı şöyle başından itibaren bi ‘check etmek’ istedim. Sonuç olarak bende pek bir değişiklik yok. Arkadaşlar aynı, dostlar aynı, onlara güven ve onların verdiği güç aynı, benim deli manyaklığım, yer yer saçmalıklarım, düşüncelerim, duruşum, düsturum aynı. Samimiyetim kadar hatalarım da hemen hemen aynı.
Tek fark, Erman’ın kattıkları; sadeceoğullarım değil; sevgi, anlayış, farklı bakış açısı, mutluluk, bilim, coğrafya, tarih... aklınıza ne gelirse...
Maddi değil de manevi varlık içinde olmak ve sürekli bu hazzı hissetmek, dürüstçe her düşünceni, her şeyini paylaşabilmek, hayatta tüm sevdiklerimin yaşamasını temenni ettiğim harika bir şey!
Erman Tolga Yılmaz, Mi Guapo,15 yıllık sevgilim,
Dolu dolu yaşadığım hayatım seninle daha da doldu. Ama acısı azaldı, tatlısı da baya bi çoğaldı. Beni sevdiğin ve taşıdığın için çok teşekkür ederim. Seni çok sevmeyi, sana hayran olmayı, aptallıklarına kızmayı, unutkanlıklarına delirmeyi, hayatta kalmak için sana ihtiyaç duymayı, seni hep özlemeyi yani ben olmayı hiç bırakmayacağım. Ailemiz ve sevgimiz de umarım sağlık, sevgi, huzur ve mutlulukla sürer daima.
13 yıldır miyop gözümle ‘sağa sola bakayım’ derken 1500 defa fark etmeden uzaktan seni kesiyorsam, beni tüm yüreğinle anlayabiliyor ve sevebiliyorsan, yıllar sonra hala seni çok özlüyor ve hep dokunmak istiyorsam, sen O’sundur!
O zaman iyi ki varsın!
İyi ki doğdun!
Hep var ol!
O zaman iyi ki varsın!
İyi ki doğdun!
Hep var ol!
Bayılıyorum sana bebeYim!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder