Yıllar geçse de, geçmese de O sana dokunduğunda için titremiyorsa ve zaten aslında baştan beri de öyle yoğunca titremediyse, terini yalayamıyor, ta içine çekemiyorsan kokusunu, o senin erkeğin, o senin kadının değildir.
Zaman içerisinde kendi hayatının cüzdanı, menfaati olmuşsa, onun vakit geçirmek istediği şeyler, tutkuları, fikirleri, hobileri sana zul geliyorsa, onun mutlu olduğu ortamlara girdiğinde sen de O mutlu diye O kendini ifade edebiliyor diye mutlu olamıyorsan, o esnada kim bilir ne zaman oradan kalkacağınızı düşünmeye başladıysan ve afaganlar bastıysa, o senin erkeğin, o senin kadının değildir.
Her gece ve her sabah buruşmuş uyku suratını öpmek ve dokunmak gelmiyorsa içinden, onu sadece kişisel çıkarların için (bir sevgilim olsun, bir kocam/karım olsun kafasıyla) önemsiyorsan, her an yanında olsun istemiyorsan, yanındayken kokusunu, nefesini, damarlarına kadar hissedemiyorsan o senin erkeğin, o senin kadının değildir.
Lütfen yıpratma ne kendini ne O'nu...
Lütfen güçlü ol ve git.
Lütfen kendine ve O'na saygı duy ve gir.
Hepimiz yapbozun bir parçasıyız; çok uygun gibi görünse de yaşadıkça ve tanıdıkça aslında aralarda fireler olduğunu anlarsın bazen. İşte o zaman, korkaklığı, tereddütleri veya o aptal menfaatleri bırak; bırak ve git!
Sana tamı tamına uyacak olanı da var.
Git ve onu bul!
Foto: 'Kendi pusulan, başkalarınca olması gerekeni değil, yüreğini gösterir. O'nu takip et.' - ŞeB

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder