35 yaşımı yarılamışken, sorgulamakla, sürekli düşünmekle ve ne yazık ki tecrübeyle kesin olarak şu hayatta emin olduğum tek şey: kişinin kendisi yanlışını görüp de değişmeyi istemediği sürece, ne yaparsan yap, değişmez. Bu arkadaşlıkta da böyle, aşkta da, insan ilişkilerinde de... o yüzden şu saatten sonra aman yobazlara anlatalım, aman aydınlatalım falan sevgi pıtırcığı/çiçek/böcek modunda saçmalamayın, gerçekçi olun. anlayan zaten anlardı şu vakte kadar.. değişecek olan değişirdi zaten..
iyi eğitim almış, çok sayıda kitap okumuş, tez/antitez araştırmış, yanlı/yansız düşünmüş bi insan bile misal; tanrının olmadığını farkettiğinde birkaç ay da olsa bunca yıllık kandırılmışlığından dolayı saçmalayıp bunalıma girebiliyorsa, bi de iyi eğitim almamış, yobaz veya cahili düşünün... dünyası yıkılır lan! senin anlattıkların doğru ve akla yatkın bile olsa, o kendine kendince bahaneler yaratacaktır inanmamak için çünkü korkuyla başa çıkmak zordur, doğumundan beri inandığı değerlerin yanlış olduğunu sindirebilmek her baba yiğidin harcı değildir.
sistem ki herşeyi maddiyat, herşeyi daha çok para biriktirmek, daha iyi araba almak, daha çok, daha iyi ev almak, daha pahalı otele gitmek gibi empoze etmiş insanlara... o zaman mutlu olabileceklermiş gibi... yazık...
kardeşlerin para yüzünden birbirine girdiği, sevgililerin/yüzyıllık aşıkların paylaşmaktan çekinip çirkince para hesabı yaptıkları, insanların eşlerini mesleklerine/kazançlarına göre seçtikleri zavallı bi dünya..
kime ne anlatacaksın? kimi nasıl aydınlatacaksın ya? mantıklı ol biraz! düşük IQ anlamaz, zalim anlamaz, yobaz anlamaz, cahil anlamaz, onursuz anlamaz, paragöz anlamaz, bencil anlamaz. senin yazdığın graffitiyi, yaptığın espriyi, sorduğun soruyu bile basmayan bi kafaya düşünceyi, sorgulamayı, insanlığı, erdemleri nasıl anlatabilirsin? vazgeç!
yaptığını yapmaya devam et! umudunu yitirme! sadece anlaşılmaya çalışmaktan; boşa vakit kaybetmekten ve enerjini boş yere harcamaktan vazgeç!
Foto: Guernica - Picasso

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder